Ana Sayfa > Şehir Rehberi > Müzik > Müziğin içinde, kalıpların dışında bir adam

Müziğin içinde, kalıpların dışında bir adam

Şehirkedisi

Küçük yaşlarda içindeki müzik tutkusunu keşfetmiş ve müzikle hayatını şekillendiren, yetenekli müzisyen Atakan Ilgazdağ’ın “Yeni Bir Gün” isimli ilk albüm çalışması müzik marketlerdeki yerini aldı. Şehirkedisi; kulaklarımızın aşina olduğu birçok melodinin altında da imzası bulunan sanatçıyla keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

Bir albüm yapmaya ne zaman karar verdiniz ve albüme hazırlanma süreci nasıl geçti?

Albüm fikri her müzisyen için bir saplantıdır aslında. Çoğu zaman mantıklı olmadığını düşünürsünüz fakat bir iz bırakma güdüsünden sanırım, vücut bulması için elinizden gelen her şeyi yaparsınız :) Benim de gençlik yıllarımda şarkı yazma denemelerimle birlikte aklımda yer etmeye başlamıştı fakat bir işi ya layığıyla yapanlar ya da hiç bulaşmayanlar vardır ya, işte ben de onlardan biriyim. Önce şarkılara karar verdim ve düzenlemelerine başladım. Ardından albümün bir bütün olarak algılanmasını istediğim için grup arkadaşlarımı belirledim. Kendi şarkılarımı kaydedecektim ancak bireysel bir duruşun yanında hep aynı kişilerle bir grup müziği yapmak istediğimi belirttim arkadaşlarıma ve şansıma onlar da kesinlikle bu işin içinde yer almak istediklerini söylediler. Kayıtlar, miks, mastering derken a’dan z’ye her şeyiyle içime sinmiş bir ilk albüm oldu “Yeni Bir Gün”.

"Yeni Bir Gün" şarkısı bize tanıdık geldi :) Bu jingle’ı bir şarkı haline getirme fikri nasıl oluştu?

Evet, bir dondurma markası reklamında kullanmıştık nakarat kısmını. Düşünülenin aksine şarkı çok daha önce yazılmıştı. Markaya bir imaj filmi çekilmişti, önemli bir işti yani ve ajans, prodüksiyon şirketi, yönetmen hatta bizler yani o dönemde içinde bulunduğum jingle yapım evi, kesinlikle müziğe karar veremiyorduk. Benim şarkımdan kimsenin haberi yoktu ama ben dinletsem kullanılacağına emindim. Bir kaç gün geçti ve ortada hala karar verilmiş bir müzik yok, sinirler geriliyor, ben dedim ki yapım şirketine; benim bir şarkım var, kimseye kiralamaya falan niyetim yoktu, albüme saklıyordum ama dinleteyim size... Neyse şarkıyı çaldım, herkes “Tamam, budur.” dedi. Müşteri bayıldı ve film yayına Yeni Bir Gün’ ün nakaratıyla çıktı. İkinci klip şarkımız aynı zamanda, önümüzdeki günlerde çekiyoruz :)

17. Kristal Elma’da aldınız ödülden sonra yapılan bir röportajınızda, müziği hazırlarken jingle’ını yapacağınız markanın ilk olarak nasıl bir marka olduğunu düşündüğünüzü; daha sonrasında yenilikçi bir çağrışım yapabilmesi için teknolojik tınılar, büyük ve ilerici bir marka olduğunu anlatmak için de orkestral unsurlar kullandığınızdan bahsetmişsiniz. Aynı düşünce ve ilerleyiş tarzını albümünüz için de kullandığınızı söyleyebilir miyiz?

Reklamı yapılacak ürün için sizden beklenen şey; müzikal yeteneğinizi psikolojik ve sosyolojik anlamda birikiminizle birleştirip, o iş özelinde yönetmene veya işin başındaki kişiye kiraya vermenizdir. Bu anlamda ürün konumlandırılması yani ajansın stratejisi yaptığınız müziği direkt olarak belirler. Bu konuda yavaş yavaş ustalaşırsınız ve hedef kitleye uygun olarak yaratacağınız sound, melodik ve müzikal altyapı çok daha kısa bir süre içerisinde netleşmiş olur kafanızda. Albüme gelirsek çok da stratejik davranmadığımı söyleyebilirim fakat bu özen göstermedik demek değil kesinlikle. Temelde dikkat ettiğim şey şu oldu; şarkılar beni sıkmasın ve dinleyiciyi müzikal anlamda küçümsemesin. Onun dışında genel kalıplar dışında birçok şarkı var albümde mesela hiç nakaratı olmayan, sürreal bir hikayesi olan fakat klibini çektiğimizde hit olacağına adım gibi emin olduğum “Yanlış Seçim”.

Küçük yaşta müzikle tanıştığınızı ve müziğin peşinden gitmeye karar vererek bu noktaya geldiğinizi görüyoruz. Sizi müzikle bu kadar iç içe yapan ve sizi müziğe bu kadar bağlayan şey nedir? Müzikle nasıl tanıştınız?

Bir kere yeni yeni idrak ediyorum; ailede uzak akrabalar dahil kulağı kötü adam yok gibi :) Babam da, annem de müzikal bir eğitim görselermiş inanılmaz müzisyenler olabilirlermiş. Fakat ilk olarak teyzem -ki oyuncudur kendisi-, “Bu çocuğun kulağı çok iyi, mutlaka eğitim aldırın” diye uyarmış bizimkileri. İlkokula başlarken TRT İzmir Çocuk Korosu sınavına soktular beni. Her hafta sonu sabahtan akşama kadar dört sesli müziğin içinde geçti senelerce, daha sonra TRT Gençlik Korosu sonra üniversitede D.E.Ü – GSF. Aslında hepimiz kendini ifade edebilme, toplum içinde yer edinebilme dürtüsüyle bir iletişim tekniği tespit ediyoruz kendimize. Bu kimi zaman bilinçli kimi zamansa tesadüfî bir şekilde oluyor. Ben de müziği seçmişim :)

İzmir’de doğmuş ve orada büyümüşsünüz. Aslında İzmirli olanlar İzmir’den kolay kolay ayrılamazlar. Hatta “İzmir’in suyunu bir kere içen İzmir’den bir daha kopamaz” diye bir söz bile var :) Sizi İzmir’den İstanbul’a getiren şey ne oldu? Ayrıca İzmir’de bulup İstanbul’da bulamadığınız; başka bir deyişle İzmir’e dair özlediğiniz şeyler var mı?

Hiç unutmuyorum, ben İstanbul’a ilk geldiğimde -ki nasıl bir cesaret hala şaşırıyorum kendime :)- insanların suratındaki o memnuniyetsizlik demeyeyim de, bir bezginlik ifadesi dikkatimi çok çekmişti. Vapurda, yolda, metroda sanki sel sularına kapılmış ve çırpınamayacak kadar yorgun ifadesi olan bir sürü insan görüyordum, beni çok korkuttuğunu hatırlıyorum. Benim tüm ailem, en yakın arkadaşlarım İzmir’de olduğu için özlememem mümkün değil İzmir’i tabi ki ama 2001’den beri İstanbul’dayım ve bu şehre gelmesem kesinlikle gerçekleşmeyecek bir sürü güzel şey oldu hayatımda. Umarım olmaya da devam eder :)

İdeallerinizi sağlam zeminler üzerine kurmuş ve onları gerçekleştirmek için doğru adımlar atmışsınız. Benim merak ettiğim ise albüm çıkarmak bu ideallerin tam olarak neresinde duruyordu ve bundan sonra gerçekleştirmek istediğiniz şeyler neler?

Zemin ne kadar sağlamsa kuracağınız yapı da o kadar yükseğe çıkabilir. Ben bu albümü kafamdaki gibi hayata geçirmek istiyordum. Çok daha önce yapılabilirdi belki ama o zaman şimdi albümü elime alıp baktığımdaki gibi “Ne güzel bir iş oldu” diyebilir miydim? Hiçbir zaman bilemeyeceğiz :)

Albüm tanıtım sürecinin yanı sıra jingle yapmaya devam ediyor musunuz?

Kesinlikle fark ettim ki maddi olarak tatmin olmak dışında her güne farklı bir sound, farklı fikirler ve farklı bir filmle uyanmak, zihnimi ve vizyonumu zinde tutuyor. Albüme katkısı da şu şekilde oldu; bazı albümler var mesela muhteşem yerlere gelebilecekken sırf işin içindekilerin müzisyenliği ispat çabasına girdiği için, gerekli gereksiz bir sürü track, bir sürü sound, bir sürü ekipman ve enstrüman kullandıkları ucube yapımlar haline gelmiş olan. Ben zaten şimdiye kadar bir sürü farklı ve büyük işin altından alnımın akıyla kalktığım için bu albümde bu tarz ego patlamalarına yer kalmadı :) Becerebildiklerimi kendim yaptım, beceremediklerimi işinin ehli insanlara emanet ettim. Tüm bunlara sahipken kim bırakır ki reklam müziği yapmayı?

Albüm kartoneti ilgi çekici olmuş. Kapak bir “gidiş”i betimliyor gibi gözüküyor. Bu işte kimlerin imzası var?

Ham fikir bana ait ama elinizdeki albüm kapağı tam bir takım çalışması. Fotoğraflar Serkan Kızılkaya’ya, tasarım Engin Yağmurdereli’ ye ait. Kapak ve albüm içindeki fotoğraflar için bir yatak odası kuruldu sıfırdan. Hemen her şarkıyı anlatan bir görsel kullandık albüm içinde. Yeni bir güne başlayan bir adam var kapakta, muhtemelen güzel bir güne...

Klibinizde birçok tiyatro sanatçısı ile beraber çalışmışsınız. Bundan sonraki kliplerinizde özellikle kendisiyle çalışmak istediğiniz bir tiyatro sanatçısı var mı? Bir sonraki klip hangi parçanıza gelecek?

Albümün ismini de veren Yeni Bir Gün’e çekmeyi planlıyoruz klibi. İlk klibimiz gibi görsel açıdan son derece tatminkâr olacağını garanti edebilirim ama tanıdık simalar kullanılır mı, kullanılmaz mı onu şu an tam olarak kestiremiyorum.

Yakın zamanda konser organizasyonu veya sahne programınız var mı?

Konserleri Eylül ayı itibariyle düşünüyorum. Umarım şehir yaz rehavetinden çıkarken biz de konserlere başlamış oluruz :)

Yorum yok

© Copyright Sehirkedisi.com Kullanım Kılavuzu | Üyelik Sözleşmesi | İletişim